William Blake’in 1794 tarihli The Ancient of Days adlı eseri, yaratılış mitini ters yüz eden büyüleyici bir görseldir. Elinde pergel tutan tanrısal figür Urizen, evrenin karanlık girdaplarına eğilmiş, kaosu ölçmeye koyulmuştur. Ancak bu ölçme bir yaratım değil, özgürlüğün kaybına işaret eden bir sınırlamadır.

Resimdeki figür evreni yaratıyor gibi görünür; fakat bu yaratılış aynı zamanda sınırların, ayrımın ve düzenin başlangıcıdır. Işık küresi ve geometrik form, hem ilahi düzeni hem de sınırsız olanın tanımlanmasını — yani hayal gücünün bastırılmasını — sembolize eder.

Blake’in mitolojisinde Urizen; aklı, düzeni, ölçüyü ve tanrıvari gücü temsil eder. Ancak o, kutsal bir düzenleyici değil, bireysel ruhu boğan yasalı aklın simgesidir. Kaosu bile cetvelle ölçmeye çalışması, onun ne denli kontrolcü olduğunu gösterir.

Öte yandan, aklına ve kudretine öylesine kapılmıştır ki, kendi ruhsal tamamlayıcısı olan Ahania’yı yanından kovar. Ahania’nın dışlanması, Blake’in evreninde ruhun tek taraflı, salt rasyonel hale gelmesi anlamına gelir — ve bu, yaratıcı dengenin bozulduğu andır.

Blake mitolojisinde Orc, asi enerji, tutku, cinsellik ve politik devrim gibi kavramları temsil ederken; Los, yaratıcı sanatçı-şair kişiliğiyle ön plana çıkar. Urizen’in kurallarını Orc, devrimci ateşiyle; Los ise ilahi hayal gücüyle yıkar.

Bu anlamda resimdeki figür, hayal gücünün düşmanı olan sistemci aklın tanrısıdır. Blake, bu figür aracılığıyla dinsel dogmayı, Aydınlanma akılcılığını ve sisteme dayalı baskıcı düzenleri eleştirir. Ona göre saf akıl insanı özgürleştirmez; aksine onu zincirlere vurur.

Sonuç olarak, bu eser görkemli ama ürkütücü, ilahi ama sınırlayıcı, vizyoner ama eleştirel bir imge sunar. Blake’in hayal gücüne ve ruhsal özgürlüğe verdiği önemi yansıtan çarpıcı bir görsel bildiridir.

Bir Cevap Yazın

Popüler

SANAT SEPET DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin