İngiliz edebiyatının öne çıkan isimlerinden Jane Austen sosyal ve sınıfsal dar bakış açısısı, politik ve toplumsal sessizliği bakımından çokça eleştirilmiştir. Bu yazımızda ünlü yazarların Jane Austen’a gelen eleştirilerinden bahsedeceğiz.
Mark Twain, Jane Austen’ı katlanılamaz derecede sıkıcı bulmuştur. “Her Jane Austen kitabını tekrar okuyorum çünkü onu ne kadar sevmediğimi hatırlamam için.”
Charlotte Brontë ise Jane Austen’ı duygudan uzak ve kontrollü bulmuştur. “Jane Austen beni büyüleyemez. Karakterlerinde tutku yok, duygu yok, hayat yok.”
Virginia Woolf diğer yazarlardan farklı olarak Jane Austen’ın keskin zekasını ve kadın bakış açısıyla yazmasını önemser. “O, kendi odasında oturan bir dâhiydi. Gerçekten özgür bir zihne sahip ilk kadın yazarlardan biriydi.”
Tolstoy kızına Jane Austen okumayı yasaklamış, Austen’ın yüzeysel bir dünyayı yansıttığını düşünmüştür.
Jane Austen gerçeği yansıtmamakla, duyguları yaşatamamasıyla eleştirilmiştir. Oysa hissetmek süslü cümlelere, abartı anlatımlara gerek duymaz. Aşk, sade ve naif bir dille anlatılabilir, zarafetle yaşanabilir. Gurur ve Önyargı eseri ile Jane Austen bu konuda güzel bir örnek ortaya koymuştur. Ayrıca Austen, yöneltilen eleştirilerin aksine dönemin yapısını, kadınların toplum içindeki konumunu sıklıkla işlemiştir. Eserlerinde özellikle kadınların evlilik, eğitim ve ekonomik bağımsızlık gibi konulardaki kısıtlılıklarını ön plana getirmiştir. Austen’ın kadın karakterleri çoğunlukla gözlem yetenekleriyle kendilerini göstermiştir. Dönemin kadınlarına biçilen itaatkâr ve sessiz rolleri yıkmış, zeka ve duygusal gücü gözler önüne sermiştir. Bütün bu eleştirilerin aksine, dönemin ataerkil yapısına karşın hem İngiliz edebiyatını hem de dünya edebiyatını etkileyen bir kadın yazar olarak tarihte yerini almıştır.






Bir yanıt yazın